Hitagi Crab – 001

bakemono0000_1.jpg w=370
Senjougahara Hitagi buralarda hasta bir kız olarak bilinirdi;

doğal olarak beden eğitimi derslerinden muaf tutulması hiç şaşırtıcı değildi. Törenlerde bile, kansız olduğu için öylece gölgede oturacaktı. Onunla lisede 3 yıldır aynı sınıfta olmama rağmen, hareketli olduğunu hiç görmedim. Revire dadanır, ve sağlık kontrolleri yüzünden, ya çoğunlukla derse geç kalır, ya erken ayrılır ya da tamamen gelmez. Sınıftakiler de, “onun evi artık hastane” diye alay etmeye başlarlar.

Hasta da olsa, onunkisi zayıflıktan çok uzak. Adeta bir iplik kadar incecik, en ufak bir dokunuşta kopacakmış gibi bir izlenimi var. Bu sebeple, galiba, sınıftaki çocuklar şakayla karışık da olsa onun büyük bir şirketin varisi olabileceğini düşünüyorlardı. Neredeyse mantıklı geliyordu. Ben bile Senjougahara’ya uyduğunu düşünüyordum.

Sınıfın köşesinde, Senjougahara daima tek başına bir şeyler okur. Bunlar bazen ağır ciltli bir kitap, ama bazen de şu IQ’nuzu düşüren çizgi romanlar olurdu. Görünüşe göre kitap seçimlerinde ayırt edici değil. Ya da belki de içinde kelime olan her şeyi okuyordur; gerçi okumayı seçtiği şeylerin bir kalitesi olacaktır.

Zeki ve sınıfın çalışkanlarından.

Sınavlardan sonra panoya asılan listede ismi her zaman ilk 10’dadır, her derste. Onu benim gibi birisiyle (matematik hariç her dersten kalan) kıyaslamak küstahlık olsa bile, beyinlerimizin mimarisi farklı olsa gerek.

Görünüşe göre arkadaşı yok.

Bir tane bile.

Onu kimseyle muhabbet ederken görmedim. Benim açımdan, o kitap okuyan manzarası—kitap okuma eyleminin ta kendisi—etrafında bir duvar örmüş gibiydi. Bu yüzden, onun yanında 2 seneden biraz daha fazla bir süredir oturtulmuş olsam da, emin bir şekilde söyleyebilirim ki, onunla tek bir kelime alışverişinde dahi bulunmadım. Maalesef. Sesiyle alakalı olarak, sadece derste öğretmene “Bilmiyorum” diye cevap verdiğini duydum. (Gerçi cevabı gerçekten bilip bilmediğini de tahmin edemezdim, cevabı her zaman “Bilmiyorum” olurdu..) Okul bahçesinde, arkadaşı olmayan kişilerin, arkadaşı olmayan kişilerle toplululuklar oluşturması epey yaygındı (diğer bir deyişle, koloni). Aslında, geçen seneye kadar ben de o topluluklardan birindeydim. Ancak, bu kural çerçevesinde Senjougahara bir istisnaydı. Yani elbette, tartaklanmıyordu da. Ne olursa olsun, onu hiç kurban olarak görmedim. Gözümde hep ayrıcalıklıydı; sınıfın hep o köşesinde olacak, kitabını okuyacaktı. Etrafına bir duvar örmüştü.

Oradaki varlığı muayyendi.

Buradaki yokluğu beklendikti.

Eh, bir önemi yok.

Birinci sınıflardan üçüncü sınıflara kadar kat başı 200 öğrenciyle, senpailerle (üst sınıftakiler), kouhailerle (alt sınıftakiler), sınıf arkadaşlarımla ve tüm öğrencilerle birlikte aynı ortamda yaklaşık 1000 kişi ederek, lisede geçirdiğim 3 senenin ardından, bu kadar insanın kaçını gerçekten tanıyorum diye merak etmeye başlamıştım. Sanıyorum ki herkes cevabımı iç karartıcı bulurdu.

Bir mucize gerçekleşmiş olsa ve birisiyle 3 sene aynı sınıfı paylaşmış olsanız, o kişiyle sırf tek kelime konuşmadınız diye yalnız hissedeceğinizi sanmıyorum. Aklınızda sadece öyle birisinin bir zamanlar var olduğu kalıyor. Liseden mezun olduktan bir sene sonra bana ne olacağını bilmememe rağmen, muhtemelen ne Senjougahara’nın suratını hatırlamak için bir sebebim olacak, ne de kabiliyetim.

Bana uyar. Senjougahara için de aynısı geçerli olmalı. Sadece onun değil, okuldaki herkes için aynı olmalı. Böyle bir şeyi iç karartıcı olarak düşünmek bile hata olmalı.

Benim görüşüm buydu.

Ama.

Özel bir günde.

Samimi olmak gerekirse, cehennem kadar korkunç bahar tatilimi bitirmiş, üçüncü sınıfa geçmiş ve kabus gibi geçen Golden Week‘in sonuna gelmiştim. 8 Mayıstı.

Daha önce bahsettiğim gibi, geç kalmaya meyilli biriydim ve yine bu yüzden okulun merdivenlerini koşarak çıkıyordum. O an, gökyüzünden bir kız düştü.

O kız Senjougahara Hitagi’ydi.

Gerçekçi olayım, belli ki gökyüzünden düşmedi. Herhalde merdivenlerde tökezledi ve geriye yuvarlandı. Sıyrılabilirdim, ama onu yakalamak ve düşüşünü durdurmak istedim.

Sıyrılmaktan daha iyi bir seçimmiş gibi duruyordu.

Hayır, galiba bir hataydı.

Çünkü.

Çünkü Senjougahara, yakaladığım ve nihayetinde düşüşünü durduğum kız, çok—inanılmayacak derecede hafifti. Şaka yapmıyorum, esrarengiz, ürpertici bir şekilde, hafifti.

Sanki hiç orada değilmiş gibi. Evet. Senjougahara çok hafifti, sanki hiç ağırlığı yokmuş gibi.

Reklamlar

14 thoughts on “Hitagi Crab – 001

  1. Yeni görüyorum ben bunu! Tanrım, nasıl olur?!

    Çeviride kolaylıklar diliyorum. İngilizce çeviriye güvenemediğin yerler olursa Japoncasından asist yapmaya da her zaman hazırım, haberin olsun. Monogatari LN dizisinin Türkçeleştirilmesine minicik de olsa bir katkıda bulunmak, tasavvur edilebilecek her şeyden önce gelir. İki elim kanda olsa gömleğime siler kanji sözlüğüne sarılırım, o kadar yani…

    Ellerine sağlık. Devamını iştahla bekliyorum.

    • Ah teşekkür ederim yorumlarin ve yardim teklifin için. Ama sanmiyorum çok da aşiri derecede ihtiyaç duyacağimi, yani en azindan animesi yapilmiş bölümler için. Çünkü seriyi yeterince yalamiş yutmuş birisi olduğumu düşünüyorum, İngilizce de olsa karakterlerin bir sahnede ne ima ettiklerini anlayabiliyorum :D

      Teşekkürler tekrardan, animesi olmayan kisimlari çevirirken gelirim ><

      Hoş daha önümde çok yol var, boş zaman yaratmak lazim tekrardan şunun için.

  2. Çevirin için çok teşekkürler. Animesini bitireli fazla olmadı ama çok beğenmiştim. Şimdi light novelininde çevrildiğini görmek çok mutlu etti. :D

    • Tam da zamanında sormuşsun :D “Vertical Inc.” diye bir manga yayıncısı 10 ay kadar önce yayın haklarını aldığını açıklamıştı, 10 gün önce de Kizumonogatari’yi bastı. Diğerleri için henüz bir şey söylemedi, muhtemelen Kizu’nun satışlarına göre karar verecektir. Devam etse bile tercümesinin çok uzun zaman alacağı kesin.

      Özetle şu an için Kizu hariç yok.

      • Kizu’yu amazondan sipariş ettim birkaç gün önce. Diğerlerini oralarda bulamadım. Burada da umutsuzca sordum var olup olmadıklarını. Vertical Inc. hikayeleri kronolojik olarak çıkarmayı planlıyor olabilir mi? Yoksa Kizu’yu filmle eş zamanlı çıkarmak mıydı sadece amaçları? Neyse, umarım seri ilgi görür ve devamı gelir. Teşekkürler.

    • Evet bakayalo yazmış, ben de sadece Kizu’dan haberdardım. Hatta Kizu’nun çevirileri falan da epeeey önceden kalktı piyasadan, çevirmeyi planladığım için o sayfayla çok içli dışlıydım.

      Diğerleri hakkında benim de bilgim yok, almamıştır bence. Film geleceği için alınmıştır yayın hakkı. Belki gelecek romanlar için de alabilirler, seri devam ediyor sonuçta.

    • Çevirilerin durmasindan bahsediyorsaniz, laptop ekranim ariza yapti servise gonderdim 1 haftadir bekliyorum :( Fakat normalde de zor ve uzun bi roman oldugundan ayda en fazla 2-3 bolum cevirebiliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s